Pazar
Şubat, 25
Ana SayfaHaberlerBasında OHSADOHSAD Genel Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat Haber Türk’te Sağlık Sistemini Konuştu

OHSAD Genel Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat Haber Türk’te Sağlık Sistemini Konuştu

OHSAD Genel Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat Haber Türk’te Doğan Noyan’ın sunuculuğunu yaptığı Bakış programına konuk oldu.

Sağlık sistemi ve bireysel emeklilik sisteminin konuşulduğu programda, özel hastanelerin yüzde 200 fark alıyor söylentilerinden sonra ne kadar fark alındığına ilişkin bir araştırma yapıldığını belirten OHSAD Genel Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat, bu farkın doğu illerinde ortalama yüzde 13, İstanbul’da ise yüzde 113 fark alınabildiği, söylendiği gibi yüzde 200 gibi bir fark olmadığını ifade etti. Fark serbest kalsa bile vatandaşın ödeme gücünün olmadığını belirten Bahat, sağlık sistemine ilişkin şu açıklamaları yaptı:

“Özel sağlık sektörü olarak çok kırılgan bir iş yapıyoruz. Neticede vatandaşın problemini siyasetçi çözecek. Sorunu siyasetçi ile çözmemiz lazım. Onun için de siyasetçinin, ülkenin güçlü olması lazım. İkincisi ise vatandaşın bizim hizmetimizi alacak gücünün olması lazım. Türkiye’de sistem yanlış kurgulandı. Sadece ödeyici kurum olarak SGK var ve buna hizmet sunucusu olan kamu, özel ve üniversite hastaneleri olmak üzere 2 bin 500-3 bin tane hizmet sunucusu var. Bu sektörde 750-800 bin kişi çalışıyor. Ama herkes SGK’nın eline bakıyor. SGK’nın bütçesi Türkiye bütçesinin yarısı ancak bu kurumun giderleri gerçekten çok yüksek. Fakat sağlığa gelince, bu kurumun aslında sağlık için aldığı pirimler ve devletin de yüzde 25 desteği ile birlikte elinde sağlığa harcaması gereken 8 milyarlık kaynağı daha önce yanlış fonlanmış, yanlış kurgulanmış olan emeklilik sistemine aktarıyor. Yani sağlık hizmetlerine verilmesi gereken bir kaynağı başka yere aktarıyor.

Şimdi 3 bin hizmet sunucusu, bir ödeyici kurum ve onun da bütçesi kendi elinde değil, ekonomi koordinasyon kurulunda. Kaynağı da oradan alıyor. Ekonomi koordinasyon kurulu da bu kaynağı her defasında daha az vermenin yollarını arıyor. Her defasında da bizim memleketimiz sorunsuz kalmıyor. 2005 yılından beri SGK anlaşmamız var. Bu yıldan itibaren ülke olarak iyi ve kötü günlerimiz oldu. Ama hiç mi iyileşme olmadı. 2007 yılından itibaren SGK’nın hizmet ödemelerinde bir tek artış yok.

Özel hastanelerde olduğu gibi kamu hastanelerinde de çok cüzi bir artış var. Ama kamu hastanelerinde Sağlık Bakanı nihayetinde onların temsilcisi olarak, maliye ve SGK’ya bu paranın yetmediğini söylüyor. 8-10 milyar açık verdim, herhalde bunlara haciz gelmesini istemezsiniz. Oradan tekrar kaynak aktarılarak eksikleri kapatılıyor. Ama söz konusu olan özel sektör olunca, vatandaşın ödeme gücü olmayınca, siz de 10 yıldır ödemede hiçbir güncelleme yapmayınca -10 yıl önce 100 TL’lik bir ödeme bu gün için 50 TL’ye denk gelince bizim sistemimiz sıkışıyor. Biz döviz ile borçlanıyoruz. Teknolojilerimiz, cihazlarımız yurtdışından bize dövizle geliyor. Kurlardaki artış bizi çok ciddi olarak vurdu. Bunların güncellenmesi lazım”

Doğan Noyan’ın SGK’nın ödemelerinde gerçekten bir yükselme yok mu sorusuna “bize neden büyüdüğümüzü soruyor” şeklinde yanıt vererek büyümeye ilişkin açıklama yapan Dr. Bahat konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ölçek ekonomisine geçmek zorunda kalmış, SGK’nın ödemesi yetmeyince 10 tane yoğun bakım yatağımızı 30’a-40’a çıkarmışız. 2010 yılında yatak sayım 16 bin, 2015 yılında 44 bin. SGK’nın sağlığa ödediği paranın 2009 yılında özel sektör yüzde 36’sını, 2015 yılında yüzde 24’ünü alıyor. İnanılmaz bir düşüş. Kamunun toplam teşhis ve tedaviye harcadığı paranın 2009 yılında yüzde 24’ünü, 2015 yılında yüzde 19’unu alıyor. Özel sektör ne iş yapıyor: Özel sektör sadece muayene yapmıyor. Ameliyatları SGK derecelendirdi. A1 grubu ameliyattan E grubuna kadar. A1 grubunda yani ağır ameliyatlarda özel sektörün iş görme oranı yüzde 53, üniversiteler yüzde 40, kamu ise yüzde 6. Ama iş E grubu ameliyatlara gelince hekim arkadaşlarımız kamuda doğal olarak performans yapabilmek için A1 gibi zor ameliyatlara değil E grubu gibi kolay ameliyatlara gelmiş. Kamu hastanelerinin payı yüzde 71’e çıkmış. Özel sektörün payı da yüzde 15. Ağır işleri biz yapıyoruz ama böbrek naklinde, karaciğer naklinde, kemik iliği naklinde, yoğun bakımlarda, acillerde, radyoterapide, onkolojide fark almak yasak. Ağır işleri biz yapıyoruz ama 10 yıldır bir fiyat güncelleyen yok. Vatandaştan almam yasak, siz de parayı artırmıyorsunuz, ben de cihazı dolarla almışım. Aslında sağlıkta işin kazançlı kısmı basit işlerdir. Biz itibar kazandırıcı, yoğunluklu işlere girmişiz.”

Noyan’ın vatandaşın zor işleri özel hastanelere yaptırdığından daha güvendiği sonucunu çıkarabilir miyiz, yorumuna güven konusunda yapılan araştırmaların kamu ve özel sektöre benzer oranlarda güven duyduğunu söyleyen Bahat, bu konuya şöyle açıklık getirdi:

“Vatandaşın güven probleminden ziyade ekonomik problemi var. Biz bu hizmetlerin yüzde 90’ını vatandaştan bedel almadan, sadece SGK’nın ödediği bedeller ile yapıyoruz. Diğer yandan ölçek ekonomisine geçmeden ayakta kalamıyoruz. Siz hastane açtınız diye insanlar böbrek yetmezliği olmaz, çocuğu apandisit olmaz. Ama siz daha çok hastayı kendinize çekerek ortak giderlerinizi azaltabilirsiniz. Her hastanede bir müdür, bir baş hemşire olacak mı olacak. Satın alma, yemekhane, ameliyathane olacak mı olacak. Bunların hepsi masraf. 24 saat hizmet sunacak mısınız, evet. Bu durumda fiyatlar da eğer ucuz ise, siz butik hastane olamıyorsanız, ayakta kalabilmek için hızla 30-40 yataktan, 200-300-400 yatağa çıkmanız lazım. SGK’dan daha fazla para alabilmek için. Bu bir kısır döngü. Siz zaten yasak ama günlük hastayı 1000-1500 liradan alsanız bile alamazsınız, vatandaşın ödeme gücü yok. Mecburen daha büyük hastaneler açmanız lazım.”

Doğan Noyan’ın “çözüm nedir” ve bu durumda “SGK’ya yapmıyorum arkadaş deyin, SGK olmadan ayakda durabilir misiniz?” sorularında OHSAD Genel Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat şu yanıtı verdi:

“Kesinlikle SGK olmadan ayakta duramayız. Sektörün gelirinin yüzde 80’e yakını SGK’dan. Hastaneler böyle kurgulandı. Ama biz, ikna odalarında SGK ile anlaşmaya ikna edildik, rica minnet, n’olur anlaşın, burada çok büyük bir gelecek var, şeklinde. Gerçekten de ilk 4-5 yıl öyle idi. Sektör çok hızlı büyüdü. Sistem de iyi kurgulanmıştı, vatandaş memnuniyeti de yüksekti. Ama sonra SGK bu ödemelerde fiyat güncellemesi yapmadı. Çözüm SUT fiyatlarının güncellenmesidir. Kamu olsun, özel olsun fark alınmayan kalemlerde yüzde 50’nin üzerinde bir güncelleme yapılmazsa bu sektörün, kamu hastanelerinin de geleceği sıkıntıdadır. Neticede dünya kadar şehir hastaneleri yapılıyor. Türkiye bu şehir hastanelerini yapmak için döviz ile borçlanıyor. Yabancı sermaye gibi. Şehir hastanelerine hazine garantisi var, Türkiye cumhuriyeti garantisi var. O paralar verilecek. Ama şimdi biz 44 bin yatak için 25 milyar dolar para yatırdık.

Eğer SUT fiyatları artmazsa vatandaş daha fazla cebinden para ödemek zorunda kalacak. Taa mahallelerine kadar gitmiş özel hastanelerin bir kısmı kapanacak. 200 tane özel hastane kalacak ve hizmetleri de oldukça pahalanacak. Eskiden olduğu gibi zengin bir azınlığın seyrettiği özel hastaneler olacak. Hükümet bunu istemez. Böyle bir Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız yok. Ben SUT fiyatlarının kesinlikle güncelleneceğine inanıyorum. Anlaşılamadığımıza ve bir başkan olarak yeterince anlatamadığıma inanıyorum. Zengin bir azınlık gibi göründük ama hep vatandaşa hizmet verdik. 100 milyon tane muayene yapıyoruz. Bakın SGK bize tüm hizmetlerimizin karşılığında 8,6 milyar para ödüyor. Vatandaştan katılım bedeli olarak aldığımız 1,5 milyar lirayı SGK’ya geri ödüyoruz. Yetmedi 230 bin kişi çalıştırıyoruz. 3,5 milyar da pirim olarak geri ödüyoruz. 5 milyar gitti zaten. 8,5 milyardan 3,5 milyarı gerçek anlamda geri kaldı. Bu sıkıntılar çok büyük. Durum o kadar garip ki Sağlık Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı da tek başına çözemiyor. Burada bir yangın var. Biz şimdiye kadar konuşmadık, konuşamadık. Derdimizin anlaşılacağını düşündük. Ama gerçekten sistem elimizde patlıyor. Memlekete güvenip para yatıran yabancı sermaye de, memleketine güvenip para yatıran yerli sermaye de var. Bize güvenip kamudan ayrılıp bize gelen hekim arkadaşlarımız var. 230 bin kişinin ekmek yediği bir sektör. 2,5 milyar dolarlık sağlık turizmi yapan bir sektörden bahsediyoruz. Yüzde 8 KDV iadesi var. Sağlık ihracatı, hizmet ihracatı yapıyoruz. Bize diyorlar ki, mal dışarı çıkmamış. Bizde iyileşmiş hasta üründür. Nasıl gümrükten çıkmamış. Çıktı işte iyileşmiş olarak çıktı.”

Haber Türk, Doğan NOYAN-Bakış programı
22 Kasım 2016 Salı